×


GİRİŞ YAP





GİRİŞ YAP
Üyeliğin yok mu? ÜYE OL.

294 kez okundu

Biden, Antony Blinken'i dışişleri bakanı olarak aday göstereceğini açıkladı. Blinken, yirmi yıldır ABD dış politikasına hizmet ediyor. 2009-2013 yılları arasında ABD Başkan Yardımcısına Milli Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı. 2013-2015 yılları arasında Milli Güvenlik Danışman Yardımcısı, 2015-2017 yılları arasında ise Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak Obama yönetiminde görev yaptı. Clinton döneminde Dışişleri Bakanlığı'nda ve Milli Güvenlik Konseyi'nde üst düzey görevlerde bulundu. Başkan Trump yönetiminde Amerikan üst düzey diplomat olarak görev yapan iki adamdan çok daha geleneksel ve doğru bir seçimdir.
 
Atama Biden’ın hızlı hareket etmek istediğininin göstergesi olarak Amerika'yı tekradan iklim değişikliği ve COVID-19 gibi küresel konularda direksiyonun başına geçirmek olduğu şeklinde görülebilir. Basitçe bu değişiklikler, seçimler sonunda ABD dış politikasında profesyonelliğe bir dönüş olacağını gösteriyor. Biden, Amerika'nın dünyadaki itibarını geri kazanmak istediğini açıkça ortaya koydu çünkü bu çabayı, pandemiyi ve ABD ekonomisini güçlendirme ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olarak görüyor. Örneğin, seçilmiş Başkan, ABD’nin etkisini artıracağına ve ABD'yi küresel salgına yanıtta daha büyük bir oyuncu haline getireceğine inandığı için Dünya Sağlık Örgütü'ne geri dönmek istiyor. Bunu da yumuşak bir güç ile yapmanın dogru olduguna inaniyor.
 
Blinken bir merkezci olarak görülse de, kampanya sırasında ilerici gruplarla düzenli görüşmelerde bulundu ve Irak ve Afganistan'daki savaşlarının sona erdirilmesi, reform yapılması dahil olmak üzere, sol için başlıca öncelikler konusunda esnek olarak görüldü. Savaş Güçleri Çözümü, Trump tarafından kısıtlanan mülteci yerleştirme programını eski haline getirmek ve Suudi Arabistan'a silah satışlarını düzenlemek istiyor. Blinken, 2017'de bir demeçinde "angaje, diplomatik olarak etkin bir Amerika'nın yokluğunda, diğerlerinin gündemi belirleyecek, kuralları şekillendirecek ve uluslararası kurumlara hükmedecek - ve muhtemelen çıkarlarımızı veya değerlerimizi geliştirmeyecek" dedi. Bu demeç ABD'nin yumuşak gücünü ve nüfuzunu tekrardan inşa etmesinin önemine inandığını gösteriyor.
 
Biden küresel liderlerin çoğunu tanıyor. AB liderleri onu tekrar masada gördüklerinde rahatlayacaklardır. Blinken, yaptırımları Amerikan’ın ortakları ve müttefikleri ile koordineli olarak kullanma isteğini ifade etti. Kendisi yaptırımlarla, ticaret ihlalleri nedeniyle Çin'i cezalandırmak bir amaca hizmet edecegine inansa da “agresif Amerikan ticaret yasaları uygulamak’’ nın dogru olmadığına inaniyor Tek taraflı olmaktan ziyade bu yaptırımların, ticarette çok taraflı hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyor. Müttefiklerin aynı düşüncede olmasıyla, Çin'in ABD'nin yerine geçecek başka potansiyel ticaret ortakları bulmasını engelleyerek müttefikler Çin'e kendi tarifelerini koyabilirler. Blinken, etkili bir sıfırlamanın Amerikan müttefiklerinin birleşik gücünü gerektireceğine inanıyor - müttefikler ve dünya GSYİH'sının 50%-60%'ı ile birlikte, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, Çin ile ilişkileri Amerikan şartlarına göre sıfırlama gücüne sahip.  
 
Son dört yıldır ABD’nin rakipleri nüfuzlarını Amerikan etkisi olmadan genişletmek fırsat bulurken, bu durum müttefikleri acil durum planı için zorladı. Dışişleri Bakanı olarak Blinken, hem Çin'i stratejik bir meydan okuyucu olarak kucaklayacak ve dünyanın en büyük ikinci ekonomik oyuncusuyla yakınlaşma arayışında olacaktır.
 
Suudi Arabistan ile bu tür açık askeri ilişkileri sürdürmek siyasi olarak imkansızdır. Suudi Arabistan, daha barışçıl bir bölgede daha az askerileştirilmiş ABD politikası ile varlığını sağlamayı hedeflemelidir. Bu nedenle Yemen'deki savaşın sona ermesi gerekiyor. Yemen'deki savaşı bitirmek ve insan hakları ihlalini durdurmak için ABD, Krallığa silah satışını durdurmamalıdır. Aksi takdirde Krallık, bölgedeki veya Yemen'deki insan haklarıyla daha az ilgilenecek Çin ve Rusya gibi diğer ortakları arayacaktır. Suudi Arabistan'a silah satışının yasaklanması söz konusu olduğunda, Blinken, Suudi çıkarları için hayati önem taşıyan belirli türdeki silah sözleşmelerini feshetme politikasına güvenecektir. Böylece Suudi politikasında bir değişiklik yapmaya zorlayacaktır. Bu arada ABD, Krallığın Husiler ve İran'dan gelen meşru yiyeceklere karşı savunmasına yardım etme çabalarını artırmalıdır .
 
Bunlar, ABD dış politikasının, Bakan Blinken altında keskin bir şekilde yön değistireceğine dair zaten önemli işaretler. Ancak bu değişikliklerin gelecekte küresel istikrarı nasıl etkileyeceğini görüceğiz.